İkinci önemli deprem kuşağı Batı anadolu fay hattıdır 1970 Gediz depremi (7.2),1995 Afon Dinar depremi (6.1),2011 Kütahya Simav depremi (6.8) bu fay hattı üzerinde oluşan bazı önemli depremlerdir. Diğer büyük fay hattı Hatay,K.Maraş,Adıyaman,Malatya,Elazığ,Bingöl boyunca uzanan doğu anadolu fay hattıdır.Elbistan fayı
Taş çatlasa hani iki segment bir arada haraket etse olsa olsa olacak 6.8 dir. Bina stoklarında da yıkılma eşiği 6.4 tür. Şuan beklenen 23 küsür kilometrenin son gücüde 6.5 tur. Yani gerçek büyük deprem değeri ahanda budur. 8 gibi depremler çok derinde ve Asyada gerçekleşir. Ve her seferinde enerji batıya ilerleyecek.
LütfenAbone Olmayı ve Like atmayı unutmayın İyi Seyirler:)İnstagram: mrizabayazitAyrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın:https://www.youtube
Hani o depremlere has bir ses vardır, uğultu gibi tuhaf bir ses. deprem mi?' diyorlar. Bir de artçı depremler bu kadar büyük olmayacağı için bizim tercihimiz de geceyi dışarıda
İngilizce Colloquial. 1. Konuşma Dili. hani olur ya. (just) in case expr. ×. Pronunciation in context ( out of ) Pronunciation of hani olur ya.
Vay Tiền Trả Góp Theo Tháng Chỉ Cần Cmnd. Sual Depremlerin sebebi nedir? Ölenler şehit mi? Depremden kaçmayan intihar mı etmiş olur? Toplu olarak gömmek caiz midir? CEVAP Ekseriya depremler ilahi bir ikazdır. Âlimler, İki Z olunca üçüncü Z gelir demişlerdir. Yani Zulüm ve Zina çoğalınca Zelzele olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki Zina yayılınca depremler çoğalır. [Deylemi] Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır. [Taberani] Depremler kıyamet alametlerindendir. Buhari’deki hadis-i şerifte, Depremler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz buyurulmuştur. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi. Fakat, Peygamber Efendimiz birçok alametlerini haber verdi Mehdi gelecek, İsa gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak. Kötülük çoğalacak. Dinsiz, ahlaksız, kimseler Emir olacak, Allahü teâlânın emirleri yaptırılmayacak. Haramlar her yerde işlenecek, Yemen’den bir ateş çıkacak. Gökler ve dağlar parçalanacak. Güneş ve Ay kararacak. Denizler birbirine karışacak ve kaynayıp kuruyacaktır. İlahi ikazdır İnsanların isyandan vazgeçmesi için ilahi bir ikaz olan depremden ibret alınmalıdır. Sel, deprem, kuraklık gibi, ilahi musibetlerin ara sıra zuhur edişi, Allahü teâlânın sonsuz nimetlerine, lütuf ve ihsanına karşı isyanda olanları ikaz mahiyetindedir. Hiçbir nimet ve felaket sebepsiz değildir. Düşünebilenler için nice hikmetleri vardır. Günahların affına sebep olduğu gibi başka hikmetleri de vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki Ümmetim için depremler günahlarına kefaret olur. [Hakim] Allahü teâlâ, depremleri iyilere öğüt, müminlere rahmet, kâfirlere ise azap kılar. [ Âlimler, Tehlikelerden, gücünüz yettiği kadar sakınınız. Çünkü, güç yetmeyen, dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak, Peygamberlerin âdetidir buyurmaktadır. Kapalı yerde iken deprem olursa, oradan açık bir yere kaçmak müstehaptır. Bezzâziyye Deprem olunca evden çıkıp açık yere gitmelidir. Resulullah efendimiz, yolda eğri duvarın önünden koşarak geçti. Hindiyye Bu fetvalardan anlaşıldığına göre, depremden kaçmayan intihar etmiş sayılmaz. Müstehabı terk etmiş olur. Depremden kaçmayan mutlaka ölür diye bir şey yoktur. Depremde ölenin imanı varsa mutlaka şehittir. Hadis-i şerifte, Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen, şehittir buyuruldu. İbni Asakir Zaruret olmadıkça, bir kabre, iki kişi bile gömülmez. Ancak zaruretler haramları mubah kılar. Zaruret olunca toplu halde gömülebilir. Müdahene nedir? Sual Genel olarak haksızlıklar çoğalınca, günahlar işlenince depremler ve diğer belalar zuhur ettiğine göre, bu haksızlıklara ve günahlara engel olmak gerekmez mi? CEVAP Gücü yettiği halde haram işleyene mani olmamak müdahene olur. Müdahene, dünyalık ele geçirmek için, dinden vermektir. Haram işleyene veya yanında bulunanlara olan saygısı yahut dine olan bağlılığının gevşekliği, müdaheneye sebep olmaktadır. Fitne olmadığı, yani dinine veya dünyasına veya başkalarına zarar olmadığı zaman, haram ve mekruh işleyene mani olmak gerekir. Mani olmamak, susmak haram olur. Müdahene etmek, haram işlemeye razı olmayı gösterir. Susmak çok yerde iyidir. Fakat, hakkı, hayrı söyleyecek yerde susulmaz. Ya Resulallah! Geçmiş ümmetlerden bir kısmına deprem ile azap yapıldı. Toprak altında kaldılar. Bunların arasında salihler de vardı denildiğinde Evet, salihler de birlikte helak oldular. Çünkü Allahü teâlâya isyan olunurken susmuşlardı buyurdu. Taberani Dünyadaki depremler birer ikazdır. Sual Depremde veya buna benzer ölümlerde kelime-i şehadet getiremeden ölen şehit olur mu? CEVAP Evet şehit olur. Ani ölüm, müminler için rahmettir. Sual Deprem gibi sebeple medeniyetler yıkılıp sıfırdan mı başladı? CEVAP Evet. Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez Sual Ateist bir yazar, depremde ölen çocukları kastederek, inanmadığı halde, Allahü teâlâya dil uzatıyor, depremin adaletsizlik olduğunu söylüyor. Merhametin bu kadarsa, al senin olsun diyor. Bu zavallıya cevap verir misiniz? CEVAP Adalet nedir? Adalet, kelime olarak bir şeyi yerli yerine koymak demektir. Adalet, bir âmirin, ülkeyi idare için koyduğu kanunlar içinde hareket etmesidir. Zulüm ise, bu kanunun dışına çıkmaktır. Her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ, hakimler hakimi, her şeyin asıl sahibi ve tek yaratıcısıdır. Üstünde bir âmiri, sahibi yoktur ki, Onu bir kanun altında bulundursun? Bundan dolayı, Allah’ın yaptığı şu iş, adalete uymuyor denilemez. Adaletin bir başka tarifi ise kendi mülkünde olanı kullanmak demektir. Zulüm ise, başkasının mülküne tecavüzdür. Kâinat ve içinde bulunan her şeyin yaratıcısı Allahü teâlâ olduğuna, Ondan başka yaratıcı bulunmadığına ve hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip olmadığına göre, Rabbimizin yaptığı işler, hiç kimsenin malına, mülküne tecavüz değildir. Onun yaptığı işler için Adalete uymuyor denilemez. Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır. Kimsenin bir şey sormaya hakkı yoktur. Korkusundan Ona kim ağız açabilir? Teslim olmaktan başka ne yapılabilir? Deprem dolayısiyle kimi ölmüş, kimi sakat kalmış, kimi fakirleşmiş olabilir. Mümin Allahü teâlânın kaza ve kaderine razı olur. Razı olmazsa, fakir olunca az diye itiraz eder. Zengin olursa, doymaz, daha ister. Kazandığını haramlara sarf eder. Böyle kimsenin zenginliği de, fakirliği de, dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. Körlük, topallık ve diğer sakatlıkların faydalı veya zararlı olması insandan insana değişir. Kimi, Allahü teâlânın takdirine razı olduğu için, sonsuz olan Cennet nimetlerine kavuşur, kimi de razı olmadığı için, sonsuz olan Cehennemde cezaya müstahak olabilir. Bir kimse kendisi için sakatlığın faydalı veya zararlı olduğunu bilemez. Bazısı illa son model bir arabasının olmasını ister. Arabayı alıp çoluk çocuğuyla bir dereye uçabilir. Lüks bir ev ister. Alır depremde çoluk çocuk beraber ölebilir. Onun için, illa bir şeyin olmasını değil, hayırlı olmasını istemelidir! Çocuğun sakat olarak doğmasında kendi günahı yoktur. Eğer bunda ana babasının kusuru varsa, günahı onlara aittir. Görmeyen bir kimse, eğer kör olmasaydı kötü işler peşinde gezip, dünya ve ahiretini mahvedebilirdi. Kimi de kör olduğu için isyan edip, Yaratıcının takdirine razı olmaz ve ebedi felaketine sebep olur. Kör olan bir müslüman, Cennete gider. Bir hadis-i şerif meali Gözsüz kimse, sabrederse, Allahü teâlâ ona Cenneti verir. [Buhari] Yalnız gözü olmayan değil, diğer sakatlıkları olan da sabrederse, ölürken, kabirde ve mahşer yerinde sıkıntı çekmeden Cennete girer. Cennette ise sakatlık yoktur. İmansız olan, sağlam da, sakat da olsa, yeri sonsuz olarak Cehennemdir. Gerek depremle gelen felaketleri, gerekse başka acılarda suçu kendimizde aramalıyız. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz [günahlar] yüzündendir. [Şura 30] Sana gelen her iyilik, Allahü teâlânın [bir ihsanı, bir nimeti olarak] gelmekte, her kötülük de [işlediğin günahlara karşılık olarak] kendinden gelmektedir. [Hepsini yaratan, gönderen Allahü teâlâdır.] [Nisa 79] Derecelerin yükselmesi gibi sebepler hariç, suçsuz kimseye bela gelmiyor. Herkes kendi cezasını çekiyor. Hâşâ zulmetmez kuluna Hüdası, Herkesin çektiği kendi cezası. Belanın suçlu suçsuz herkese gelmesinin de sebepleri vardır. Hadis-i şerifde buyuruluyor ki Bir kötülük, [gücü yetenlerce] önlenmezse, Allahü teâlâ, azabını hepsine umumi kılar. [Hakim] Günah-deprem ilişkisi Sual Bir yazar yazısında Hiçbir hoca içki ile, faiz ile, zina ile deprem arasında doğrudan bir sebep sonuç ilişkisi kurmaya kalkışmaz diyor. Bu hususta bilgi verir misiniz? CEVAP Bir hocanın, günahla deprem arasında bir ilişki kurup kurmamasının önemi olmaz. Önemli olan bu konuda dinimizin hükmü nedir? Deprem jeolojik bir olaydır. Ancak her olayın yaratıcısı Allahü teâlâdır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Zina yayılınca depremler ve fitneler çoğalır. [Deylemi] Zina ve faiz yaygınlaşan toplum, Allahü teâlânın azabını hak etmiş olur. [Hakim] Zekât verilmezse yağmurlar yağmaz olur. [Beyheki] Haksızlık ve zulüm yaygınlaşınca da aynı şeylerin olacağı hadis-i şerif ile bildirilmiştir. Aşağıdaki âyet-i kerimede bildirilen depremin kıyamete yakın olduğunu bildiren âlimler vardır O günün depremi çok büyük şeydir. O gün kadınlar memedeki çocuklarını unuturlar. Hâmile kadınlar çocuklarını düşürürler. İnsanlar sarhoş olmuşlar sanılır. Onlar sarhoş değildir. Fakat, Allahü teâlânın azabı çok şiddetlidir. [Hac 1-2] Depremi yapan Allahü teâlâ olduğu gibi bir çocuğu yaratan da Allahü teâlâdır. Fakat ana baba olmadan çocuk vermiyor. Çocuk için ana babayı sebep kılıyor. Ana babasız da yaratabilirdi. Fakat Onun âdeti, her şeyi sebeplerle yaratmaktır. Anasız babasız yaratmak âdet dışıdır. Hazret-i Âdem’i âdet dışı yaratmıştır. Onu bile topraktan yaratmıştır. Belayı gönderen de Allahü teâlâdır. Bela genelde umumi olarak gelir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Günahlar açıktan işlenince, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır. [Taberani] Eski milletlerden bir kısmına deprem ile azap yapıldı. İyiler de helak oldu. Çünkü günah işlenirken susmuşlar, önlememişlerdi. [Taberani] Allahü teâlâ, bir meleğe, bir beldeyi yıkmasını emreder. O melek, bu beldede hiç günah işlemeyen bir zatın da olduğunu bildirince, Cenab-ı Hak, "Belde halkı ile onu da alt üst et! Çünkü o zat, günah işleyenlere yüzünü ekşitmemiştir" buyurdu. [Beyheki] Peygamber efendimize, İçinde iyilerin de bulunduğu bir ülke helak olur mu? dendi. Cevabında, Evet günah işlenirken, iyiler sükut ederse, hepsi helak olur buyurdu. Bezzar Derecelerin yükselmesi gibi sebepler hariç, suçsuz kimseye bela gelmiyor. Kul azınca belayı hak eder. Fakat Allahü teâlâ onu takdir etmezse yine bela gelmez. Atalarımız demiş ki Bela gelmez kul azmayınca, Kaza gelmez Hak yazmayınca. Sual Her zelzelenin mutlaka insanların günahları ile bir ilgisi var mı? CEVAP Yoktur. Günah işlenmese de zelzele olan bölge olur. Ekseriya depremler ilahi bir ikazdır. Deprem ve istismarcılar Sual Deprem ve artçı depremler hepimizi korkuttu. Ruh hastamız olanlar bile oldu. Kendine şeyh dedirten bazı zatlar, Eylülün 17’si ile 20’si arasında şiddetli bir deprem olacak, İstanbul’un altı üstüne gelecek, bize inananlar derhal Konya’ya hicret etmelidir. Hanımlara kocaları izin vermezse, izin almadan hicret sevabına kavuşmalıdır demişler. Hatta Mekke’den falanca zat haber gönderdi. Derhal İstanbul’u terk etsinler diye dediler. Falanca yerden, filanca yerden önemli sanılan zatlar, böyle şayialar çıkardılar. Çok korktuk. Biz de hicret edelim mi? CEVAP O zaman birçok okuyucumuz, sizin gibi bize bunları ve benzeri şeyleri anlatıp, Ne yapalım? Biz de hicret edelim mi? dediler. Onlara bunların aslı olmadığını söyledik. Hanımları kocalarından ayırmaya kadar giden bu işin doğru olmadığını söyledik. Bize inananlar gitmedi. İnanmayanlar da hicret ettiler. Pişkinliğe bakın Bu zatlar çok pişkin insanlardır. Yalan söylemekten; yalanlarının açığa çıkmasından hiç endişe duymazlar. Onlar, her zaman çaldıkları minareye kılıf uydururlar. Bunun bir canlı örneği şudur Hicret edenlere, Hani üstadınızın bildirdiği tarihlerde deprem olmadı dediğimiz zaman, Biz de merak ettik. Fakat üstadımız, büyük deprem olacaktı da biz dua ettik, artçılarla kurtulduk demiş. Gördünüz değil mi? Bunlar hiçbir şeyin altında kalmıyorlar. Hep böyle halkımızı kandırmaya devam ediyorlar. Hele para toplayan gruplardan biri, Yakında kıyamet kopacak, depremler bunun habercisidir. Siz parayı ne yapacaksınız. Haydi verin de Allah yolunda harcanmış olsun diyorlarmış. Onların dediği tarihlerde de kıyamet kopmadı. Açıkgöz okuyucularımızdan biri, bu istismarcılardan, tarih vererek, Yakında kıyamet kopacak, kıyamet kopunca paranın hükmü kalmaz diyen zata, İyi de kıyamet kopunca siz parayı ne yapacaksınız, neden bu kadar para toplamakta acele ediyorsunuz demiş. Her olayı kendilerine mal eden bu istismarcılar, para toplamanın yollarını bulmuşlar, kimisi kıyamet kopacak diye, kimisi aziz milletimize hizmet! için hüngür hüngür ağlayarak para topluyor. Ağlamak üzerine yazı yazdığımız zaman, Amerika’dan bir grup kimse, Ağlamak günah mıdır? Ağlamanın günah olduğuna dair âyet ve hadis var mı? diye e-mail göndermişler, bizi tenkit etmişler. Onlara, Ağlamak çok iyidir. Bu konudaki âyet ve hadisleri size bildireyim. Ancak para toplarken ağlamak uygun değildir dedik. Tenha yerde Allah korkusundan dolayı ağlamak ise çok iyidir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruyor ki Az gülsünler, çok ağlasınlar! [Tevbe 82] Güler yüzlü olmak Günahlarımızı düşünerek elbette üzülmemiz, ağlamamız gerekir. Az gülsünler demek, Güler yüzlü olmayın demek değildir. Müslüman her zaman güler yüzlü olur. Fakat günahlarını düşünerek üzülür ve ağlar. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki Allah’ı anarken, Allah korkusu ile gözlerinden yaş akan kimseye, kıyamette azap edilmez. [Hakim] Allah korkusu ile ağlayan gözlere, Cehennem ateşinin dokunması haramdır. [Nesai] Allah için gözlerinden yaş akan müminin vücudunun, Cehennem ateşinde yanması haramdır. Kıyamet günü her şey ölçülür, tartılır. Bunlardan Allah korkusu ile akan gözyaşı, ateş deryasını söndürecek güçtedir. [Beyheki] Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama buyurdu ki "Kulun, benden korkup ağlayarak yaptığı ibadeti, diğer ibadetlerinden üstündür." [Taberani] Allahü teâlânın, kendi himayesinden başka hiç bir himayenin bulunmadığı Kıyamet gününde, himayesine aldığı yedi kimseden biri de, yalnız iken Allah’ı anıp gözünden yaş akan kimsedir. [Buhari] Görüldüğü gibi, yalnız iken ağlamak faziletlidir, para toplarken ağlamak hoş değildir. Ağlama veya gülme ihtiyacı olmadan ağlamak veya gülmek ancak artistlere mahsus bir harekettir, herkes Deprem olurken dışarı mı çıkmalı veya beklemeli midir? Cevap Redd-ül-muhtârda ve Bezzâziyye fetvasında deniyor ki “Kapalı yerde iken zelzele olursa, oradan açık bir yere kaçmak müstehabdır.”
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür Habertürk TV'de açıklamalarda bulundu. Moderatörlüğünü Kübra yaptığı programda gazeteci Nagehan Alçı ve İsmail Saymaz'ın sorularını yanıtlayan Prof. Görür, depremin en çok hasara yol açtığı Bayraklı ilçesi ile ilgili olarak şöyle konuştu Özellikle Bayraklı bir delta çökellerinin olduğu bir yer. Tarım arazisi diyebilirsin. Buradaki zemin en kötü, onu diyelim. Gediz akarsuyu buradan denize dökülüyor, çok yakınından. Akarsu döküldüğü zaman delta yapar. Buradaki çökeller iyi çimentolanmamış, sertleşmemiş, kaya-zemin niteliğinde olmayan, içinde suyu bol, kum, çakıldan meydana gelmiş. Böyle zemine deprem dalgaları girdiği zaman burada çok oyalanır, özü yavaşlar, buradan çıkmak istemez, salladıkça sallar burayı. En büyük yer ivmesi de burada çok fazladır, titreşimi inanılmaz fazla olur. Kayalı zeminde çok az titrer ve geçer gider. Ama bu zeminde gitmez. Hep o örneği veriyorum, kapana kısılmış fare gibi, oyalanır durur. Burada depremin etkisini kat be kat büyütür. Yer kıtlığı var, burada yapacağım diyorsanız o zaman 1 lira ile malolacak binayı burada 50 liraya mal edecekseniz buyurun yapın. Şu anda hasarın ne olduğunu bilmiyorum. Yüksek binanın salınımı fazla olur. Bunlar sağlam zemine kazıklar içinde ulaşmışlarlarsa veya o zemini ıslah edilmişse sağlam olabilir. İzmir'de deprem beklediğimiz öncelikle fay değil burası. İzmir fayındaki deprem olsaydı bunların çoğu giderdi. Bu 70 kilometre uzaktan yaptığı depremin etkisidir. Deprem esnasında nasıl davranılması gerektiğine dair bilgiler veren Prof. Görür şunları söyledi Eğer zemin kattaysanız deprem başladığında kolaylıkla dışarı çıkabileceğinizi düşünüyorsanız, dışarı çıkmayı deneyebilirsiniz, tabii binalardan uzak bir yere gitmeniz gerekir. Üst kattaysanız merdivenleri, asansörü kullanmak suretiyle dışarıya kaçmaya çalışmak yapabileceğiniz en büyük yanlışlardan biridir. Binaların en zayıf noktalardan biri merdivenlerderdir. Merdivenleri asla kullanmayacaksınız depremin olduğu sırada, aynı şekilde asansörü de. Bir de hazırlıksız yakalanmayacaksınız. Amaç şu; sizin önceden söyleneni anlayabilir yaştaki çocuklarınızla birlikte bir deprem planlaması ve tatbikatının olması lazım. Bunun zaman zaman aile içinde yapılıyor olması lazım. Deprem başladığı zaman dairenin içerisinde nerede toplanacağız. Hepimiz şurada toplanacağız diyeceğiz. En iyi yer, hayat üçgeninin oluşabileceği oluşabileceği yerlerdir. Sağlam bir masa olsa, deprem sırasında çocuklar gelip masanın altına değil, önünde sağlam bir masa ise başınızı tutup cenin pozisyonu yapabilirsiniz. Prof. Görür'ün konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle "SADECE YAPANDAN DEĞİL İZİN VERENDEN DE HESAP SORULMALI" Bu binaların olduğu yerdeki zemini biliyorum. Her şeyen önce bizim Türk Deprem Yönetmeliği'ne göre en kötü zemin tipi var bu binaların olduğu yerde. Şu anda yıkım olduğu yer için konuşuyorum. Körfezin kuzey kısımları ve güneyde de deniz kıyısına denk gelen yerler için de geçerli. Bu zeminlerin özelliği; buralarda bina normalde yapmamanız lazım. Hani yer kıtlığı olur, 'orada yapacağım' dersiniz. Ama İzmir yarımadasında orada bina yapmak hataların en büyüğü. Sadece buraya binaları yapan değil, o binaları yaptıran, iskan veren de hesap vermesi gerekiyor. O tür zeminleri ıslah etmeden, güçlendirmeden ve öyle yerlerde ana kayaya inecek kadar binanın temel sistemini kurmadan, bu kazı olur, onları yapmadan yapmamanız gerekir. Böyle bir durumda yapı malzemesi ve tasarımı ön plana almak lazım. Yıkılmayan yerlerde muhtemelen zemin özellikleri gözetilerek belki proje çizilmiştir. Bir diğeri de yapı malzemesi. O zemine, projeye göre uygun yapı malzemese ve işçilik kullanılmıştır. Yıkılan binada ise aynı proje olmasına rağmen yapı malzemesi daha ucuz seçilmiş olabilir, güzel bir tabir değil ama malzemeden çalınmış olabilir. Demirinden, çimentosundan kâr edilmiş. olabilir. "DEPREM BÖYLE YERLERDE KAPANA SIKIŞMIŞ FARE GİBİ DAVRANIR" Özellikle Bayraklı bir delta çökellerinin olduğu bir yer. Tarım arazisi diyebilirsin. Buradaki zemin en kötü, onu diyelim. Gediz akarsuyu buradan denize dökülüyor, çok yakınından. Akarsu döküldüğü zaman delta yapar. Buradaki çökeller iyi çimentolanmamış, sertleşmemiş, kaya-zemin niteliğinde olmayan, içinde suyu bol, kum, çakıldan meydana gelmiş. Böyle zemine deprem dalgaları girdiği zaman burada çok oyalanır, özü yavaşlar, buradan çıkmak istemez, salladıkça sallar burayı. En büyük yer ivmesi de burada çok fazladır, titreşimi inanılmaz fazla olur. Kayalı zeminde çok az titrer ve geçer gider. Ama bu zeminde gitmez. Hep o örneği veriyorum, kapana kısılmış fare gibi, oyalanır durur. Burada depremin etkisini kat be kat büyütür. Yer kıtlığı var, burada yapacağım diyorsanız o zaman 1 lira ile malolacak binayı burada 50 liraya mal edecekseniz buyurun yapın. Şu anda hasarın ne olduğunu bilmiyorum. Yüksek binanın salınımı fazla olur. Bunlar sağlam zemine kazıklar içinde ulaşmışlarlarsa veya o zemini ıslah edilmişse sağlam olabilir. İzmir'de deprem beklediğimiz öncelikle fay değil burası. İzmir fayındaki deprem olsaydı bunların çoğu giderdi. Bu 70 kilometre uzaktan yaptığı depremin etkisidir. "EVİNİZDE EN İYİ YER HAYAT ÜÇGENİ OLUŞTURACAĞINIZ YERLERDİR" Eğer zemin kattaysanız deprem başladığında kolaylıkla dışarı çıkabileceğinizi düşünüyorsanız, dışarı çıkmayı deneyebilirsiniz, tabii binalardan uzak bir yere gitmeniz gerekir. Üst kattaysanız merdivenleri, asansörü kullanmak suretiyle dışarıya kaçmaya çalışmak yapabileceğiniz en büyük yanlışlardan biridir. Binaların en zayıf noktalardan biri merdivenlerderdir. Merdivenleri asla kullanmayacaksınız depremin olduğu sırada, aynı şekilde asansörü de. Bir de hazırlıksız yakalanmayacaksınız. Amaç şu; sizin önceden söyleneni anlayabilir yaştaki çocuklarınızla birlikte bir deprem planlaması ve tatbikatının olması lazım. Bunun zaman zaman aile içinde yapılıyor olması lazım. Deprem başladığı zaman dairenin içerisinde nerede toplanacağız. Hepimiz şurada toplanacağız diyeceğiz. En iyi yer, hayat üçgeninin oluşabileceği oluşabileceği yerlerdir. Sağlam bir masa olsa, deprem sırasında çocuklar gelip masanın altına değil, önünde sağlam bir masa ise başınızı tutup cenin pozisyonu yapabilirsiniz. "MASANIN ALTINDA DEĞİL ÖNÜNDE CENİN POZİSYONU ALINMALIDIR" En güzel yer mutfaklarda setin önünde veya buzdolaplarının önünde. Mutfağınız büyükse, sağlam mutfak seti varsa, o tezgahın önüne 3-4 kişilik aile dizilebilir. Hepsi orada olmaz da kimi buzdolabının önünde durabilir. Yukarıdan kırılan kiriş, tavandan gelen bazı şeyler olabilir, buna çarpabilir. Bazılarının hazırlıksız olduğunu durduğu yerlerden anlıyorsunuz bu depremde. Evde eşyaları sabitlemiş olmamız lazım. Yatak odalarında büyük gardrpolarının üzerinize düşmemesi lazım, onların sizin çıkışını engellememesi gerekir. Dolayısıyla bunları duvara rapt etmek lazım. Pencere kenarlarında özellikle durmamanız lazım, çünkü deprem esnasında patlıyor. Caddeye bakan duvarlara çok yakın olmamak lazım. Evde yangın olabilir; deprem biter bitmez doğalgaz, suyu ve elektrik şalterini indirmeniz lazım. Daha sonra emniyetli bir şekilde toplanma yerlerine gidilebilir. Araba içinde iseniz, güvenli bir yere park etmeniz lazım. Kapalı otoparktasınız, deprem başlayınca arabanın içinde durmamanız lazım. Yanında cenin pozisyonunda olabilir. Bunların ailece içselleştirmemiz lazım. "İKLİMİN DAYATTIĞI BİR KÜLTÜR VAR! SİSMİK KÜLTÜRÜMÜZ OLMALI" 2001'de çalışırken Japonya ve Kaliforniya'dan meslektaşlarımızla konuşuyorduk. Japon bilim adamı 'Sizin şehircilikte en büyük zaafiyetiniz binalarınız bütün yükünü altta 4-5 kolon üzerine koymanız yumuşak karnınız' demişti. Dükkan yapabilmek için biz binaları genellikle kolonlar üzerine oturduyoruz. Bu perde betonla doğrudan doğruya kapalı kutu gibi zemin ve alttaki temele kadar gitmeli. Camlı her tarafa açık dükkan olmamalı. Ben inşaatçı değilim. Japon bilim adamının söylediğini aktarıyorum. Binaların kolay yıkılmasını sağlar demişti. Gerçekten bakarsanı bütün yıkımlar oradan oluyor. Bizim sismik kültürümüz olması lazım. Erzurum, Kars gibi yerde camekanlı bir ev yapsanız size gülerler. Çünkü donarsınız. Kapalı, muhkem bir şey yapar. İklim koşulları Erzurum'luya onu dayatmıştır. Erzurumlu nasıl evin yapılacağını bilir. Erzurum'a yapılan evi Adana'ya, Antalya'ya yapın o da olmaz. İklimin milletimize dayattığı bir kültür var. Deprem kültürü bizde gelişmemiş, anlamıyorum. 1939'dan günümüze kadar 100 bine yakın insanı gömmüşüz. Böyle bir kültür gelişmemiş. "İNSANLAR DEMOKRATİK ŞEKİLDE CAN GÜVENLİĞİNİ TALEP ETMELİ" Depreme inanmıyoruz galiba. Konuşuyoruz, korkuyoruz. Bu depremden sonra değişmesini umarım ama. Bir zaman sonra insanlar aynı evlerine giriyorlar, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam ediyor. Ben kendi halkıma üzülüyorum, gönül koyuyorum. Vatandaş çok şey yapabilir. Ben günlük çözümden bahsetmiyorum. Demokratik ülkede en büyük güç halktır demiyor muyuz? Bütün siyasetçiler, yönetçiler halkın gönlünü almak için çalışmıyor mu? Aynı halk bu acıyı gördükten sonra 1 hafta 10 gün sonra hayatlarına devam etmiyor mu? Merkezi yönetimlerden, yerel yönetimlerden 'can güvenliğimizi istiyoruz' diye demokratik usullerle bir tavır koyamazlar mı? Ellerinde seçim pusulası var. Meydanlarda depremin konuşulduğunu gördünüz mü? Birbirlerine laf atmaktan, bazen de hiç olmayan söz ve davranışlardan başka ne yapılıyor? Neden pankartlarla 'can güvenliğimizi sağlayın' demiyor? Birincisi bu. Elindeki gücü kullanmıyorsun. Bir sürü seçim geçiyor. Mesela niye deprem can güvenliği noktasında bir plan program yapmayan partiden uzak durmuyorsun? Halkın kendini, neslini düşünmesi lazım. Ben halktan şunu beklemiyorum. Halka aile planlamasını yap diyorum. Şunu demiyorum; deprem gelmeden önce evini güvenli hale getir. Bunu dediğiniz zaman ekstrem oluyor. İnsanlar doğru dürüst geçinemiyor. Parası, pulu yok, ne yapsın adam? "VATANDAŞ ARKASINDA DEVLETİ HİSSEDERSE YARATICI ŞEYLE OLABİLİR" Biz kendi yarattığımız sorunları devasa büyüklüğünün korkusuyla adım atmıyoruz. Biz yarattık bunları. Yapılmayacak yerde binalar yaparak, kaçak binalar yaparak, her seçimde katları arttırarak. Bu bizim yarattığımız sorunlar o kadar büyüdü ki, şimdi cesaret edemiyoruz. İnsanların can güvenliğini sağlayacak kentleri, yerleşim alanlarını yapmak birinci derecede devletin sorumluluğundadır. Devlet vatandaşa elini taşın altına sokmasını isteyebilir. Devlet deprem odaklı kentsel dönüşümle bazı enstrümanları bulmak zorundadır. Sözgelimi inşaat sektörünün satışta tıkanması durumda, kredileri sunuyoruz. Ben diyorum ki, bu enstrümanı siz evini güçlendirecek insanlar için de yapabilirsiniz. DASK diye bir şey var. Parayı alıyor, tek taraflı çalışıyor. Neden aldığı parayı deprem güvenli hale getirmek için insanlara kredi olarak vermiyor. Vatandaşı yanına çekeceksin, devletin şefkatini, desteğini, gözetimini, denetimini de vatandaşın arkasına koyacaksın. Vatandaş devleti arkasında hissederse yaratıcı şeyler olabilir. "BANKALAR FİNANS ZEKASINI KENTSEL DÖNÜŞÜNDE KULLANMALIDIR" Bankalar yolda insanı yakalayıp, zorla kredi kartı vermeye çalışıyor. Neden? Faiz alsın diye. Ulusal finans kaynakları özellikle deprem odaklı kentsel dönüşümde vatandaşlara cazip gelebilecek birtakım paketleri açıklasınlar. Ben İngiltere'de 6 sene kaldım. Oradaki arkadaşlarımın kendi evleriydi. Dedikleri '25 sene kira gibi ödüyorum, ama sonunda benim olacak'. Şimdi bankaların finans zekaları neden vatandaşa kentsel dönüşümde, deprem dirençli bina yapmak isteyen vatandaşa, birtakım yollarla, paketlerle bazı programları açıklamaz. "SANAYİYİ MARMARA'DAN ÇOK ANADOLU'YA KAYDIRABİLSEYDİK" Zeminin sınıflaması var. Biz hep iş işten geçtikten sonra nasıl doğruya gideriz diye düşündüğümüz için. Esasen kentlerde bir planlama var. Elbette kent büyüyecektir, nüfus arttıkça. Eğer biz İstanbul'da yapabilseydik, kent büyüdüğü zaman nüfusun yoğunluğunu arttırmamaya dikkat edecektik. 'İstanbul'a giremezsin' demek olmazdı. İstanbul'a sanayiye insanlar gelmesin diye sanayiyi Marmara bölgesinden Anadolu'ya kaydırırdık. Nüfus yoğunluğunun azalması demek bina yoğunluğunun azalması demektir. Bunu yaparsanız deprem riskini düşürmüş olursunuz. Bu kente deprem dalgaları geldiği zaman en fazla hangi bölgelere, hangi zemine zarar verir? Deprem tehlike haritaları vardır. Belediye bakanı 'Şu bölgeye gitmeyeceksiniz' diyecek. "ZEMİN ETÜDLERİ SIĞ SONDAJLARLA GEÇİŞTİRİLEBİLİNİYOR" Herşey en kötü duruma gelmiş. Şimdi çözümü söylerken zorlanıyoruz. İşin başında olsa mikro bölgeleme çalışmasına uygun olarak kent planlamasını yapmış olsaydık bizim sorunumuz olmazdı. Bugün ev alacağın zaman evin özelliklerine bakarsın, zemin etüdlerini istersin. Zemin etüdleri göstermelik sığ sondajlarla geçiştiriliyor. Şu anda daire alacağım dersen, projesini isteyeceksin. O projeye bakacaksın. O ev o projeye uygun yapılmış mı, yapılmamış mı? Yapı malzemesi ve işçiliği projeye uygun mu diye muayene ettireceksin. Belediyelere değil üniversiteye başvuruyorsun. Ciddi akademisyen ekibi geliyor. Önce projenizi istiyor. Binaya bakıyor, proje uygunluğuna bakıyor. Temeli kazıyorlar, sistemine bakıyorlar. Kolon kiriş bağlantılarını biraz çekiçle kırıp, demir yoğunluğuna bakıyorlar. Kolon ve kirişlerden karotlar alıp labaratuvura götürüyorlar. Çimento kalitesini ölçüyorlar. Binanın bütün özelliklerini aldıktan sonra olabilecek deprem büyüklüğünü de, bilgisayar yazılım programı var, komut veriyorlar. Sonra neticeye bakıyorlar. "DAİRE SATIN ALACAK, KİRAYA GELECEK OLAN BU BİLGİLERİ İSTEMELİ" Devlet apartmanlar için kimlik belgesi isteyebilir. Her binanın bir deprem kimlik kartı hazırlanabilir. Bu yine birilerine para kazanç vesile olmamalı. Kimlik kartında binanın temel çatı özellikleri, yani iskeleti özellikleri, zemin özellikleri ve hangi boyutta depreme dayanıklı olup olmadığı o kimlik kartında belli olmalı. Kiraya gelecek insan, daire satın alacak insan ev sahibinden bu kartı istemeli. O kadar çok hikaye var ki, gece uyuyunca rahat uyuması için. Mesela babam temel atılırken inşaatın başındaymış, kayalar kırılamamış. Yine amcam bu binada bir demir kullandı zarar etti gibi. Bunlar rahat uyumak için. "HİÇBİR EV YOKTUR Kİ, DEPREMDE HASAR GÖRMESİN! AMA ÇÖKMESİN" Deprem dalgaları yerin altında havuza taş atılmış gibi yayılıyor. 1999 depreminde ben o zaman maden fakültesi dekanıydım. O zamanın hükümeti bizden çalışma istedi. Bir deprem oldu mu bir ev kalmayacak gibi algılıyor insanlar bu doğru değil. İzmit'te en kötü zeminde ayakta kalan bina sayısı, sefer tası gibi çöken binalardan kat be kat fazlaydı. Bir ev yoktur ki, ciddi bir depremde hasar görmesin. Depremde hasar görsün, yeter ki çökmesin. "HAFİF ÇELİKLE ÇOK RAHAT 4-5 KATLI GÜVENLİ BİNALAR YAPILABİLİR" Beton kalıp sistemi ile evi yapmak lazım. Alt katta isen, perde beton yapmak lazım. O tür binalar görece olarak daha dayanıklı. Ama evinin içinde bir şey olsun dersen, riski de var onun. Çelikten bir kabin oluşturursun. Deprem zamanı onun içine girersin. Ancak orada sıkıntı şu. Havalandırma olmalı, içinde malzemelerin olmalı. O belirli duvara monte edilmeli. Yuvarlanır, ters döner, bu sefer çıkartmak da zor olur. Yeni binalar deprem yönetmeliğine göre uygun yapılır, zemine göre planlanırsa, kabin yapmak yerine yapısal, hafif çelikle bina yapmak büyük ölçüde bu işi çözer. Hafif çelikle gökdelenler yapamıyorsun ama 4-5 katlı evleri çok rahat yapabiliyorsun. O binalar insan öldürmüyor. O yapılabilir, çok da hızlı yapılabilir. Maliyeti beton binalar gibi. Beton yapıyorsan, çalmadan, çırpmadan, etüdüyle yaparsın. "DÜNYADA DA DEPREMİN İLK GÜNÜ FARKLILIKLAR OLABİLİYOR" Ben doğru olduğunu düşünüyorum. depremle arasında önemli bir enerji farkı, büyüklük farkı var. Ben bunun olduğunu düşünüyorum. Bütün uluslararası deprem enstitüleri de ve 7 gibi. AFAD çok güzide bir kuruluşumuz. Özellikle afet döneminde harikalar yaratıyor. Uluslararası şöhreti olan bir kuruluş. Ancak AFAD araştırma kuruluşu değil, Kızılay gibi afeti yönetiyor, yardıma koşuyor. Orada da çok değerli yer bilimciler var. Akademik bir kuruluş değil. Bence Kandilli'yi göz önüne almak lazım. Depremin olduğu yere yakın, onu çevreleyecek şekilde, sismograflarınız, istasyonlarınız varsa hata yapma imkanınız azalıyor. Ne kadar yoğun ve yaygın istasyonlarınız varsa çok değişik veriler aldığı için lokasyonu doğru koyuyorsunuz. Bazı depremler var ki, kimi özellikleri nedeniyle aletlerin ölçüm kapasitesi dışına çıktığı için saçmalayabiliyor. Dünyanın birçok yerlerinde depremin ilk günü farklılıklar oluyor. "ÖZELLİKLE TUZLA VE SEFERHİSAR FAYINDA STRES ARTIŞI OLABİLİR" Tetikleme meselesini ben söyledim. Bana kızanlar oldu. Söylediklerimin arkasındayım. Bir sefer bu deprem bizim beklediğimiz deprem değil. Bizim beklediğimiz deprem İzmir'i ciddi etkileyecek olan deprem İzmir yarımadasının üzerinde olan fay hatlarının bazılarının oluşturacağı deprem. Bu deprem İzmir'in burnunun dibinde olduğu için, kim ne derse desin İzmir yarımadasındaki faylar üzerinde muhakkak, belli ölçülerde etkisi olmuştur ve kimi faylar daha hassas hale gelmiştir. Bunu kabul etmeyen adamın jeolijiyi yeterince algılamadığını düşünüyorum. Aynı zonda olması gerekmiyor. Sismolojik, jeolojik bir kaide. Herhangi bir fay üzerinde belirli büyüklükte deprem olduğu takdirde o faydan açığa çıkacak olan enerjinin önemli bir kısmı, o faya komşu olan ve özellikle o fayla geometrik ilişkide bulunan her fayda stres değişimine neden olur. Stres değişimi de o fayın deprem üretme kapasitesinde değişikliğe neden olur. Kesinlikle karada olacak fayda üzerinde. Kimi faylarda stres azalamı olmuş olabilir, ama büyük ölçüde İzmir yarımadasındaki faylarda, özellikle Tuzla ve Seferihisar fayında bu stres alanında artış olmuş olabilir. "BU DEPREM İZMİR DEPREM PERİYODUNU ÖNE ÇEKEBİLİR" Önce şunu anlayayım, doğru olan şudur, 7'ye yakın büyüklükte bir deprem, İzmir'in hemen güneyinde olmuşsa o fayda boşalan enerji, stres, önemli bir kısmı da o fayın çevresindeki komşu faylara, özellikle de geometrik ilişkili faylarda muhakkak stres değişimine neden olur ve tetikler. Kimisinde deprem yapma potansiyelini arttırır, deprem olma periyodunu öne çekebilir veya çekmeyebilir. "FAYLARIN DEPREM OLUŞTURMA, TEKERRÜR PERİYOTLARI ÇOK ÖNEMLİ" 9 Eylül Üniversitesi'nde değerli bir arkadaşımız var. Hasan Sözbilir ve ekibi bu İzmir'i, yarımadayı kesen faylar üzerinde ayrıntılı çalışma yürütüyorlar. Bu çalışmaların en önemlisi de eski ve tarihi depremleri inceleyerek o fayların deprem oluşturma, tekerrür periyodunu bulmaya çalışıyorlar. Henüz tarihlendirmemişler. Mikro depremlerle, artçı depremlerle zamanla ortaya çıkabilir. Bu faylar İzmir'i çok ciddi etkiler. Batıdan doğuya doğru, diyelim Çeşme fayı. Doğuya geliyorsun Gülbahçe sanıyorum, yanlış söylemiyorsam, Seferihisar, Tuzla fayı. Gümüldür fayı. İzmir'in fay jeolojisi çok karmaşık. İki ana deprem kaynağı var. Biri kuzeyde olan Gediz grabenin güney sınırı. Neredeyse İzmir fayı.
Deprem doğal afeti ile ilgili kayıt tutulmaya ilk kez 1881’de Japonlar tarafından başlanılmıştır. Teknolojik gelişmeler ışığında, bilimin de ilerlemesiyle birçok ülke sismometre kullanımına önem vermiş, ardından gelişmiş sismik istasyonlar kurulmuştur. 2000’li yıllardan sonra ise dünya genelinde depremler anlık olarak tespit edilebilir hale gelmiştir. Dijital ortamda kayıt altına alınmış depremlerden yola çıkarak bu içeriğimizde tarihte yaşanan en büyük 25 depremi sizler için bir araya En Büyük 25 Depremiİşte insanlık tarihinin en büyük depremleri;1. Büyük Şili Depremi - Şili 1960Büyük Şili Depremi, 22 Mayıs 1960 tarihinde büyüklüğüyle tüm zamanların ölçülmüş en büyük depremidir. Depremin merkez üssü başkent Santiago de Chile'nin yaklaşık 700 km güneyindeki Valdivia şehridir. Deprem Büyük Okyanus'da yayılan tsunamiye sebebiyet verir. Kilometre mesafedeki Hilo, Hawaii ve Güney Afrika'nın sahil bölgelerini tahrip eder. Deprem kurbanlarının sayısı kişi tahmin Şensi Depremi - Çin 1556Şensi Depremi veya Hua ilçesi Depremi yaklaşık kişinin ölümüne sebep olarak en çok kişinin ölümüne sebep olmuş deprem olarak tarihe geçmiştir. 23 Ocak 1556 sabahında Şensi, Çin'de meydana gelmiştir. Şensi, Şansi, Henan, Gansu, Hebei, Shandong, Hubei, Hunan, Jiangsu ve Anhui illerinin 97'den fazla ilçesi Hint Okyanusu Depremi ve Tsunamisi 20042004 Hint Okyanusu depremi ve tsunamisi, 26 Aralık 2004 günü meydana gelmiş, merkezi Endonezya'nın Sumatra adasının batı kıyısı açıklarında olan depremdir. Batma nedeniyle meydana gelen deprem, Hint Okyanusu'na kıyısı olan karaları vuran, yüksekliği 30 metreye kadar çıkan tsunamiler üretti ve bu nedenle on dört ülkede fazla kişi öldü. Bu, tarihteki en çok ölüme yol açan doğal afetlerden biriydi. Endonezya en ağır zararı alan ülkeydi, onu Sri Lanka, Hindistan ve Tayland izledi. ila olan büyüklüğüyle, bugüne kadar ki en büyük üçüncü depremdi. Süresi ila 10 dakika arasında değişen deprem, bugüne kadar görülmüş en uzun süreye sahipti ve tüm gezegeni 1 cm hareket ettirdi, Alaska'ya kadar depremleri Aleppo Depremi - Suriye 113811 Ekim 1138 yılında Suriye'nin Halep şehrinde meydana gelen depremde yaklaşık kişi hayatını Tangshan Depremi - Çin 197628 Temmuz 1976'da günü meydana gelmiş depremin merkezi Çin'in Tangshan şehridir. 7,8 şiddetindeki deprem sonucu bina yıkıldı ve kişi Haiyuan Depremi 19201920 yılında gerçekleşen ve Gansu depremi olarak da bilinen deprem büyüklüğündeydi. Can kaybının üzerinde olduğu felaket, Gansu bölgesi olarak da adlandırılan Lijunbu Haiyuan ve Ganyanch’ı yerle bir etti. Sadece Haiyuan’da 73 bin kişi yaşamını yitirdi. Xiji bölgesindeki Sujiahe köyü tamamen toprağın altına göçtü. Deprem, Norveç’ten bile Haiti Depremi 20102010 Haiti Depremi merkez üssü başkent Port-au-Prince'e 25 km uzaklıkta ve 7,0 büyüklüğünde olan ve zaman olarak, 12 Ocak 2010 da gerçekleşen deprem. Deprem yerin 13 km altında meydana geldi. Birleşik Devletler Jeolijik Araştırma kurumu 5,0 ve 5,9 şiddetindeki bir seri ondört artçı depremi kaydetti. Depremden yaklaşık üç milyon kişinin etkilendiğini ve ölü sayısının da arasında olduğunu tahmin Xining - Çin 1927Çin'in Xining vilayetinde, 1927 yılında, büyüklüğünde gerçekleşen deprem. Yaklaşık ölü ve 500'den fazla okul ve işyerinde büyük zararlar Damghan - İran 856Depremin şiddetinin olduğu tahmin ediliyor. Deprem yaklaşık kişinin öldümüne yol Töhoku Depremi 2011Tōhoku depremi ve tsunamisi 11 Mart 2011'de, Japonya'nın Tōhoku bölgesinde 9,0 büyüklüğünde gerçekleşen depremdir. büyüklüğünde olan deprem Japonya'da yaşanan en büyük deprem olduğu; dünyada ise en büyük ilk beş depremin arasında olduğu açıklandı. Tsunami ülkede çok büyük zarara yol açtı. Depremde 15,828 kişi hayatını kaybetti ve 3760 kişi hâlen kayıp olarak belirtiliyor. Kara ve demiryolları ağır hasar gördü, çeşitli yerlerde yangınlar çıktı ve bir baraj yıkılarak bölgeyi su basmasına neden oldu. Kuzeydoğu Japonya'da milyon ev elektriksiz, milyon ev ise susuz kaldı, deprem sonucu gıda sıkıntısı da meydana Kanto Depremi 1923Kanto Depremi veya Büyük Kanto Depremi, 1 Eylül 1923 günü meydana gelen depremdir. 4 dakika sürmüştür. Jeologlar günümüzde Büyük Kanto Depremi'nin olduğunu tahmin etmektedir. Tarihteki en yıkıcı depremlerden biri olan Büyük Kanto Depremi sırasında ile kişi arasında tahmini ölü vardır. Japonya'nın en büyük adası Honşu üzerinde bulunan Kantō bölgesinin neredeyse tamamının yerleşim alanları kullanılmaz duruma gelmiştir. Deprem sonrasında, Tokyo harap olmuştu. Deprem nedeniyle, 1930'lara kadar Osaka'nın nüfusunu ikiye katlayan, yoğun bir iç göç Aşkabat Depremi - Türkmenistan19486 Ekim 1948 yılında meydana gelen yıkıcı deprem, büyüklüğünde olmuştur. kişinin öldüğü deprem sonucunda kent tamamen zarar görmüş ve daha sonra yeniden inşa Messina - İtalya 190828 Aralık 1908 yılında büyüklüğünde meydana gelen deprem sonucunda ila arasında insanın hayatını kaybettiği tahmin Chihli - Çin 129027 Eylül 1290 yılında meydana gelen depremin büyüklüğünde olduğu tahmin ediliyor. Deprem sonucunda yaklaşık kişinin hayatını Siçuan Depremi - Çin 2008Çin Halk Cumhuriyeti'nin Siçuan eyaletine bağlı Ngawa Tibet-Çiang Özerk İlinin Vençuan ilçesinde 12 Mayıs 2008 tarihinde meydana gelen 7,8 şiddetli depremdir. Deprem Çin'in ekonomik merkezleri Pekin ve Şangayda da hissedildi. Dış ülkelerde ise başta Vietnam, Tayland, Hindistan ve Pakistan'da dahi hissedildi. Yaklaşık kişinin öldüğü depremden sonra Çin'de 3 günlük yas ilan edildi. Bu deprem Çin'de 1976 yılında meydana gelen ve yaklaşık kişinin öldüğü Tangshan Depremi'nden sonraki şiddeti ve can kaybı en büyük olan Keşmir Depremi - Pakistan 2005Pakistan'da 8 Ekim 2005'te meydana gelen büyüklüğündeki deprem 1dk 19sn sürdü. Ölü sayısı resmi kayıtlarda yaklaşık kişi olarak belirtilmiştir. Ölenlerin Pakistan'da kadarı da Hindistan'da bulunmaktadır. Merkez üssünün İslamabad'ın 95 kilometre kuzeydoğusundaki Keşmir bölgesi olduğu bildirilmiştir. Deprem, Hindistan ve Afganistan'da da etkili Azerbaycan Depremi 16671667 yılında meydana gelen deprem, şiddetinde meydana gelmişti. Deprem sonucunda yaklaşık kişinin hayatını kaybettiği tahmin Tabriz - İran 172726 Nisan 1727 yılında İran'da meydana gelen bu depremin şiddeti tam olarak bilinmese de yaklaşık kişinin hayatını kaybettiği tahmin Lizbon Depremi 1755Büyük Lizbon Depremi 1 Kasım 1755 günü meydana gelen depremdir. Tarihteki en yıkıcı depremlerden biri olan Lizbon Depremi sırasında ile kişi arasında tahmini ölü vardır. Depremi bir tsunami ve kentin pek çok yerinde başlayan yangınlar takip etmiş ve Lizbon'un neredeyse tamamının yerleşim alanları kullanılmaz duruma Peru Depremi 1970Yungay'da 31 Mayıs 197'de gerçekleşen deprem sonucu, 3 milyon insan etkilenmiştir. büyüklüğündeki deprem daha sonra çığ felaketine de yol açmıştır. Sadece Yungay'da kişinin ölümüne yol Sicilya - İtalya 169311 Ocak 1693 yılında büyüklüğünde meydana gelmiştir. Yaklaşık kişinin ölümüne yol açan deprem 70 kasaba ve şehri de yerle bir İran Depremi 19901990 İran depremi ya da Manjil-Rudbar depremi, 21 Haziran 1990'da İran'da, büyük hasara yol açtı. Deprem, büyüklüğündeydi. Rudbar, Manjil ve Lushan şehirleriyle 700 köy ciddi zarar gördü, 300'den fazla köy de depremden etkilendi. Hazar Denizi'nin güneybatısındaki Gilan ve Zanjan illerinde, 7 milyon dolarlık hasar meydana geldi. Yüz bin kerpiç ev büyük hasar gördü ya da yıkıldı. Ayrıca, kişi öldü, kişi ise yaralandı. 500 bin kişi evsiz Gölcük Depremi - Türkiye 19991999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı gerçekleşen, Kocaeli/Gölcük merkezli deprem. 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur. 17 Ağustos depremi, tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, ölüm, yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. ev, iş yeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık ölüm, ağır-hafif yakın yaralı olmuştur. Ayrıca çöken bina ile yaklaşık kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden Nankaido - Japonya 1498Japonya'nın Nankia kıyıları, 20 Eylül 1498 tarihinde meydana gelen geldi. büyüklüğünde gerçekleşen deprem, ila kişinin hayatına mal oldu ve büyük bir tsunamiye yol Nepal Depremi 201525 Nisan 2015 tarihinde başkent Katmandu ve Pokhara kenti arasında Nepal'de meydana gelen 7,8 büyüklüğünde bir deprem. 1934'ten beri ülkede yaşanan en şiddetli depremdir. Deprem sonucunda en az kişi öldü ve kişi yaralandı.
Onu bu sayfada daha önce de haber yapmıştık. Geçtiğimiz yıl Balıkesir merkez üssü olan depremi mail yoluyla bildirmişti ve o gün Balıkesir'de bir sarsıntı meydana gelmişti. Geçtiğimiz hafta da aynı şey oldu. Rodos'ta meydana gelen şiddetindeki depremin haberini bir gece önce vermişti. Bunun üzerine Kadir Sütçü ile yeniden irtibata geçtik ve Küçükarmutlu'da bulunan evini, karıncalarını görmeye gittik. Evine gitmeden bir akşam önce kendisiyle telefonda konuştuğumuzda siz buraya gelene kadar Endonezya'da deprem olacak demişti. Gerçekten de Sütçü'nün yanına gittiğimizde deprem haberi geleli sadece bir saat olmuştu. Üstelik Sütçü ile konuştuğumuzda bize büyük bir rakam verdi. Bu zamana kadar 7 bin 900 deney yapmış ve deneylerin sonucundaki tüm tahminleri doğru çıkmış.. Sütçü'nün bir de internet sitesi var. ve isimli web siteleriyle binlerce kişiye ulaşıyor... Karıncalarla depremi bilen adam olarak basında yer alan Sütçü, yine bilimadamlarına kafa tutmaya devam ediyor ve ekliyor "Bana deli diyorlar"FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN Begüm ÇELİKKOL / Bilinmeyeni bilinir hale getireceğim diye iddia ediyorsunuz? Nasıl başladı karıncalarla depremi bilmeye çalışma merakı? 11 Kasım 1999'da evimin bahçesinde gezerken erik ağacının gövdesine yerleşmişlerdi. Yuvalarını terk etmişlerdi. Ağaç da 3 yıllıktı, çürüğü de yoktu. Karıncalar niye buraya gelmiş diye düşündüm. Ağacı salladım ama düşüremedim. 12 Kasım'da deprem olunca, bu karıncalar depremden kaçtı, bir inceleyeyim diye başladım bu işe. Ne zamana kadar sürdü? Süreci anlatabilir misiniz? 2004 yılına kadar koloni kurmakla meşgul oldum. Dişi ve erkekler birleştiği zaman erkekler ölüyor, dişiler de kanatlı oluyor. Dişi karıncayı bir yere koyduğunuzda çopalıyor. 3 ay yuvasından çıkamıyor ve kanatlarını yiyor. Yavrular yapıyor, o yavrular ana karıncanın komutu altında gelişiyorlar. Ana karıncanın 15 yıl yaşama şansı var, hep doğuruyor. Sistematik yapısı bu. Bir kolonide 1000 karınca oluyor. 4-5 yılda bir koloni ancak meydana geliyor. 2004'ten 2006'ya kadar projelendirdim. Daha sonra Milli Eğitim'de fen bilgisi öğretmenlerine eğitim verdim. Onlara da bir proje yaptırdım. Karıncalar depreme duyarlı mıdır, değil midirdi ismi projenin. Sonuç raporlarında, hiçbirinden "hayır" gelmedi. Bunlar 17 Ağustos'tan önce evlerini karıncaların bastığını söylediler. Birlikte araştıralım dedim. Bilinmeyen noktayı bilmek için çalışalım dedik. Bilinmezlik devam edince fakir vatandaş depremden olumsuz etkileniyor, zengin vatandaş için de aynı şey. Başlarken değerlendirme yaptık, önce programlama yaptık. Bu bilinmezlik bilinen bir hale gelene kadar çok yıpranırım dedim ama dünyada bu proje üstün bir halde kalır dedim. Edison ampulü nasıl bulduysa bu da böyle bir buluş olur dedim. Karıncayı inceliyorsunuz, Kandilli'ye bakıyoruz. İnterneti bilmek lazım. Bir başkasının taşıma suyuyla bu dönmez. "EVDEKİ KİŞİYİ 6 AYDA İKNA ETTİM, DIŞARDAKİLERİ NASIL EDECEKTİM?" Siz bunları yaparken evde ne oluyordu? Yani bir oğlunuz var, eşiniz var sonuçta? İnandılar mı size? Karıncaları mutfakta inceliyordum. Hanım dedi ki "Mutfakta inceleyemezsin". Mutfağın yerini değiştirdik. Manyas depremi ve Gemilk depremi vardı o dönemde. Karıncaların sıra dışı hareketlerinin fotoğraflarını çektim. Depremler oldu. Eşime sordum yüzde kaç inandın diye. Bana yüzde 30 yanıtını verdi. 6 ay boyunca onu ikna etmeye çalıştım. Evindeki insanı 6 ayda ikna edebiliyorsanız, dışarıdaki kişileri ikna etme süresi çok uzun. İnsan ister istemez korkuyor ve kimsenin bilemeyeceğini bileceksin... Hatta insanların bana "şarlatan" deyip küfür edeceğini bile düşündüm. Ama düşünmeden de işi yapamam. Küfür edenler çok. Ama ne yapıyoruz, görmedik, duymadık, bilmiyoruz.. Manyas depreminde sıra dışı davranışlarını tespit ettim. Nedir sıra dışı davranışları? Karınca yuvasından çıkıp sağa sola devriliyor, yol şaşırıyor, yuva ağzında kümeleşiyor. Normal davranışları iki tane, aynı çizgi halinde yürümek ve yiyeceği bulduğunda çevreleyip yiyeceği yuvasına götürürler. Karıncalar koloni halinde olurlar ve hiçbir tanesi bireysel davranış için çaba harcamaz. Koloni bulunduğu grubu düşünüyor. Askerler gibi. Bir askere parola verirsiniz ve bilemezse bir asker kendi içine koymaz. Asker gibi çalışıyor karıncalar. Karıncalarla arıların eşdeğer çalışmasına bakarsanız, birkaç ana karınca ortak yaşayamaz, arılarda başkan tektir. "7 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM HABERSİZ GELMEZ" Büyük bir depremde neler oluyor karıncalar üzerinde? Karıncalarda bu hareketler küçük depremlere işaret ediyor. Daha üst davranışlar, uyuşukluk, kasılma ve yavaş yavaş havale geçiriyor. Bir karınca neden havale geçirir düşünemiyor. Bunları elektromanyetik ışınlar çarpıyor. Yani gökyüzünde olan bişr enerji bu. Deprem öncesinde çıkan bir enerji. Bunu kimse inkar edemez. 7 büyüklüğündeki bir deprem habersiz gelmez. Bütün profesörlerin görüşleri budur. Bir tane profesör gelsin, "Habersiz gelir deprem" desin bu işi anında bırakırım. Bu işareti bulmak gerekiyor. Karıncalar uyuşukluk gösteriyor, havale gösterirse. Bir diğer durum da havaleden sonra çiçek kümesine dönüşüyor bu küme öbek haline dönüşüyor. Altında bir solucan da öbeği takip etmeniz gerekiyor. Büyük küme sonucunda ölüm meydana gelirse, ölüm oranı eşittir depremin büyüklüğü. İstanbul'da ben araştırdığımda büyük deprem oldu mu? Olmadı. Gönen'de, Manyas'ta oldu. Bunları teker teker siteme yazdım. Bazen üzerinde duramayabiliriz. Her depremi kaydedemem ki görevim değil ki. "IŞIKARA BEY'E SELAM SÖYLÜYORUM" 4'ün altındaki depremler, 4-5 civarındakiler ve 5'ten yukarı depremler için sıradışı davranışlar gösteriyorlar. Karıncalaırn yüzde 80'i ölürse bu 7 büyüklüğünde bir depremi işaret eder. Niğde Üniversitesi de bu araştırmayı yapmış. Karıncaların yüzde 80 ölürse 7 büyüklüğünde bir deprem olur demişler. Işıkara Bey'e de buradan selam söylüyorum. "Hayvanlar depremi bilemez" diyor. Peki neden uğraşıyorsunuz karıncalarla, amacınız ne? Vatandaş öyle demiyor ama, "Şu depremi neden bilemediniz" diye soruyor. 7 büyüklüğündeki bir deprem sıradışı bir hareket gösterince yazıyoruz sitemize de. Ben kendi isteğim ve merakım üzerine çalışıyorum. Ben Niğde Üniversitesi kısmına takıldım. Niğde ile irtibata geçtiniz mi? Hayır. Trakya Üniversitesi ile görüştüm ama onlardan bana geri dönen olmadı. Ben de bıraktım. Bir koloni pupalarını dışarı çıkarmıştı. Bir ay boyunca böyle kaldı. Sitemi izleyenlerden biri, pupalarını dışarı çıkarmaya sebep, "Çin depremi oldu" dedi. Ama Çin uzak olduğu için böyle birşeye ihtimal vermedim. Ama elektro manyetik dalgalar her yere gidebiliyor. MSN'de o dalgalarla görüşebiliyorsak herhangi bir yerde olan fay kanalıyla etkileyebilir. Şu zamana kadar kaç deney yaptınız? Karıncalarla gözlem yaparken, 4000 deney yaptım. Bu kadar deneye kadar tahmin diyemiyordum. Terliyordum. Çünkü milyarlarca yıldır hiç kimsenin bilemediğini bilmeye çalışıyorsunuz hem de profesörlere meydan okuyorsunuz "Ben biliyorum" diyerek. "Deli mi bu adam" diyecekler diye düşünüyordum. Kendim emin olduktan sonra internet sitesi kurdum. 1 Temmuz 2007'den itibaren tahminciliğe başladım. Bir gün önceki verilerle İstanbul depremi bilinir mi? 24 kolonide kümeleşme olduğunda İstanbul'da deprem olacak diyeceğim. Bu veriler doğru mudur? 2007'den bu dakikaya kadar doğru çıktı. 7900 deney yaptım. 4 saatte bir kontrol ediyoruz. İlk başladığımda gece uyumuyordum, 15 dakikada bir bakıyordum. Büyük bir sıra dışı davranış olmadığı zaman günde bir kez yazıyorum. "DEPREMİ BİLMEK İÇİN BAŞKA PARAMETRELER BULMAK LAZIMDI" Siz sadece karıncalarla biliyorsunuz depremi yani, öyle mi? Yok... Karıncalardan sonra gökyüzünü incelemeye başladım. Sadece karıncalar bilmez ki, bunun yanında başka parametreler daha bulmak lazım. Bçr köpeğimiz vardı, acıktığında uluma yapıyorlar. Köpekler doğadaki olan olumsuzluklardan rahatsız oluyorlar. Bunları iyi kaydetmek lazım. Altı ay köpek besledim ona baktım. Bu arada da matematik öğretmenlerini kursa aldım. Mantıksal bir olayı nasıl sayısala dökeriz diye yardım aldım. Bir öğretmenimiz, 7 kat yer 7 kat gök dedi. Karıncalar bilir, sen göğe bak dedi. Ondan sonra da gökyüzüne baktım. Kursta bu matematik hocasına dersi sen anlat dedim. Dünya yerçekimiyle duruyor. Dünya plakalar halinde dedi. Karıncalar hareket edince, gökyüzünde kızarma oluyor. Kızarıklığı görünce meteorolojiye bakıyorum yağmur var mı yok mu diye. Karıncalar hareket ediyor, gökyüzü kızarıyor. Bir alakası var mı yok mu diyerek inceledim. İstanbul seması tam ufukta. Ondan 50 mt yukarısı Gemlik, sonraki 50 mt yukarısı Bursa böyle diyerek semayı böldüm. Ufuğa geldiğinde Akdeniz. Sonrasında sağa bak sola bak derken, Doğu Erzurum'a ve sonrasına ulaşıyor. Bu sistemde gökyüzüne böldüğümde dünyaya ulaştım. Nasıl yani? Bulut diye bir olay yok. Elektromanyetik enerji dalgası vardır. Bulut atmosferdedir, o da yağış bulutlarıdır biz göremeyiz. Bulutlar volkanlardan ya da deprem kırıklarından oluyor. Bu dalgalar atmosfere ulaşırsa yağış bırakıyor. Uzaydaki bilim değişecek. Tüm bulutlar deprem kırıklarından, volkanlardan çıkıyor. Gri bulutlar, saçaklı bulutlar deprem bulutlarıdır. Gördüğünüzde 24 saat içinde vurur. Bir de kırıktan bir ay önce çıkanlar var. Deprem kırığı birkaç kez enerji çıkarıyor. Koca bir kütle çöküyor. "BİLİM BUNU ARAŞTIRSIN ELEKTROMANYETİK DALGA" Dünya plakalar halinde. Masanın kurtaracağı kilo miktarı 20 kg. 25 kg verirseniz masa çöker. Yağmur, fazla gelirse neyi kıracak, alttaki plakayı kıracak. Ne yapacak dengeleyecek. Çökertecek. Dünya bir kalp gibi çalışır, kalp damarları nedir? Faylardır. Faylarda stres oluşuyor. Bazı faylarda kriz geliyor. Kriz Endonezya, Japonya'da oluyor. Tansiyon da Türkiye'de. Yerin tansiyonu yükseliyor. Boşalmak istiyor. Elektromanyetik enerji dalgaları çıkınca oluyor. Atmosfere ulaşırsa yağış gelir ulaşmazsa yağış bulutu değil diyor meteoroloji uzmanları. Bu bulutlar buharlaşıp atmosfere gidip yağış bulutu oluyor. Bilim bunu araştırsın. "PROFESÖRLERLE DALGA GEÇİYORUM" Dünyayı izlediğimde depremlerin nereyi etkilediğini görebiliyoruz. Sudan'da deprem olduğunu duydunuz mu? Yağış var ama plaka sağlam. Ama petrol var. Enerji çıkıyor. Gaz boşalıyor. Stres boşalıyor. Nereyi kırıyor? Kızıldeniz veya Atlantik Okyanusu'nu kırıyor. Oradaki sıkışmayı biz görüyoruz. Bu sıkışma Türkiye'yi de yansıyor. Endonezya'daki depremi nasıl bileyim müneccim miyim? Bunları inceliyorum buluyorum. Elektromanyetik enerji dalgalanması olmazsa deprem olmuyor, ben buna e-dalga diyorum. Bu isimle profesörlerle dalga geçiyorum bugüne kadar bulamamışlar ya! İstanbul'da kritik birşeyler görüyor musunuz? 7 büyüklüğünde deprem bekleniyor diyorlar.. Yok şu an için öyle bir bulguya rastlamadım. İnsanlar rahat olsun. Kolonilerimin hepsinde ölüm gerçekleşirse ve gökyüzü de bunu doğrularsa bilin ki o gün herkese haber vereceğim.. BİR DE SU DALGASI EKİBİ KURDU Kadir Sütçü, karıncalar ve gökyüzünü inceledikten sonra işi suya da dökmüş ve bir su dalgası ekibi kurmuş... Sudaki ppm miktarı ile depremleri tahmin etmeye çalışıyor. Ekibin başında yine Kadir Sütçü var. Yanında kayınbiraderi İnşaat Mühendisi olan Remzi Öztürk ve komşuları Ali- Çiçek Erkut... Hocam su dalgası ekibi kurmanınızın sebebi nedir? Şehir şebeke suyunun ppm'i bir anda 500'e çıkıyorsa bir durum vardır. Neden bu rakam yükselir? Bunları araştırmaya başladık ve bu ekibi kurduk. Büyük depremler, denizdeyse sebepsiz yere önceden deniz çekilmesi karada olursa takibini yapamadığımız, yollarda yada bazı yerlerde göletlerde çöküntünün oluşmasıyla ilgili olarak şehir şebeke suyu kanallarında arızalar meydana gelebilir. Bu sebeplerden dolayı evinize giren şehir şebeke suyunun ppm’nin ölçümünün yapılması hem sağlığınız açısından hem de yeni projemizin başlangıcı olarak düşünüyorum. SU DALGASI EKİBİ NASIL ÇALIŞIYOR? Kadir Sütçü'nün, şehir dışında da bağlantılı olduğu bir ekip var. Olağanüstü bir durum gördüğünde şehir dışındakilerle irtibata geçiyor ve kişilerin evindeki, işyerindeki, çeşme veya kuyu sularının ppm ölçümlerini aldırıyor ve onlara bakıyor. Ölçümler ise TDS Metre isimli bir cihazla alınıyor. Mesela suyun her günki ppm miktarı 140 ise eğer Kadir Sütçü haber verdiyse ve o sırada yapılan ölçümlerde yüksek bir ppm miktarı çıkıyorsa büyük bir deprem var demektir. begumcelikkol
İstanbul’da dün meydana gelen ve merkez üssü Kartal olan depreme ilişkin ön inceleme raporu hazırlandı. Raporda, “Depremin faylanma mekanizması hakkında bilgi verecek odak mekanizması çözümü mevcut değildir” denildi. Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, “Ülkemizde hem nüfus, hem sanayi, hem de kültürel mirasların yoğun olarak bulunduğu Marmara Denizi çevre illerinde meydana gelen küçük ya da büyük tüm depremler, gerek yer bilimleri açısından gerekse de sosyal yaşam açısından önem verilen ve dikkat çeken depremlerdir. 19 Haziran 2021 tarihinde saat 1507’de merkez üssü İstanbul ilinin Kartal ilçesi olarak kaydedilen ML= KRDAE büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, “Bu bölgenin yaklaşık 20 km kadar güneyinde, Marmara Denizi içerisinde, dünyanın en önemli kıta içi transform faylarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun varlığı iyi bilinmektedir. Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzeyinde, İstanbul ili kara alanında haritalanmış, yüzeye ulaşan aktif bir fay yoktur. 19 Haziran 2021 tarihinde İstanbul İl sınırları içinde meydana gelen bu deprem Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun deformasyon alanı içerisinde kalır ve zaman zaman karada büyüklüğü 3 – 4’e ulaşan depremler gerçekleşmektedir. Depremin odak derinliğinin farklı sismolojik ağlar tarafından 5 ile 15 km arasında verilmiş olması depremin derinliğinde büyük miktarda belirsizlik olduğunu gösterir ve detaylı incelenmesi gereken bir konudur. Depremin faylanma mekanizması hakkında bilgi verecek odak mekanizması çözümü de henüz mevcut değildir. Bu nedenle depremin hemen ardından bilimsel verilerin eksik olması detaylı yorum yapma olanağı vermemektedir” denildi. DR. OĞUZ GÜNDOĞDU NE ÖNCÜ NE ARTÇI” İstanbul Üniversitesi’nden emekli Jeofizik Uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu, Kartal’daki depremin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi’nin AFAD’ın olarak verdiğini belirtirken, “Bu ne öncü, ne artçı diyebileceğim bir deprem. Bir deprem ile öncü deprem olmaz. Birkaç deprem olsaydı veya, giderek büyüyen depremlere öncü diyebiliriz” dedi. Jeofizik Uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu “3-4 SENEDİR MARMARA TABİATINI DEĞİŞTİRDİ. BİR SÜRÜ YERİNDE DEPREMLER OLUYOR” Dr. Gündoğdu, bu depremin akıllara beklenen olası İstanbul depremini tetikleyebileceği yolunda soruları getirdiğini ifade ederken şöyle konuştu “Marmara’da 7 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. O nedenle bu deprem bizi endişelendirirdi. Ama bu özelliğe sahip değil. Bunun Kuzey Anadolu Fayı KAF ile bir alakası yok. Orada KAF’ın herhangi bir kolu yok. Bu, 1999 depreminin kasılması ile oluşan bir deprem. Marmara’da KAF ile ilgisi olmayan bilinen faylar var. Kartal’daki yerin sıkışması sonucu enerji boşalmasından kaynaklanan bir olay. Arkası da gelmedi zaten. Biz Beylikdüzü’ndeyiz. Hissetmedik, Bakırköy’de, Sarıyer’de hissedilmiş. Avcılar’da zemin kötü, hissedilmiş olabilir. Marmara’daki fayların hepsi 1999 depreminde tetiklendi. Bitti bu olay. Büyük bir kırılmayı bekler haldeler. 3-4 senedir Marmara tabiatını değiştirdi. Bir sürü yerinde depremler oluyor. Silivri’de olan büyüklüğündeki deprem var. Bunlara bir çeşit haberci deprem diyebiliriz.. Kırılmayı beklediğimiz merkezin Silivri, Kumburgaz olacağını düşünüyoruz. Bu düşünceyi değiştiren bir gelişme yok. Depremi daha önceden haber vermeyi veya başka amaçlı olan GPS ölçüm çalışmaları var, onlarda bir değişiklik yok. İstanbul’un Marmara kaynaklı iki depremi var. Sonuncusu 1876’da. Bu iki depremlerden bir tanesinin doğrultusu Batı’ya Saroz Körfezi’ne, diğeri Anadolu’ya doğru. Bunlar bayağı yıkıcı depremler, 1876’dan beri epey bir zaman geçti.” PROF. DR AHMET ERCAN OLDU BİTTİ Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “İstanbulluların en büyük kaygısı Bunun arkasından daha büyük bir deprem gelecek mi?’ olacak. Hayır, gelmeyecek, bu oldu, bitti” dedi. “Kuzey Anadolu kırığı üzerinde değil” diyen Ercan, “İstanbul’u etkileyecek olan deprem büyük ya da küçük, Kuzey Anadolu kırığı üzerinde olacak. Bizim deprem beklediğimiz Kuzey Anadolu kırığı da Anadolu Yakası’nın önünden geçmiyor, Avrupa Yakası’nın önünden geçiyor. Deprem beklediğimiz yer Sivriada ile Küçükçekmece arasında, büyüklüğü Bir de Silivri’de bekliyoruz büyüklüğü Bu ikincil bir kırık üzerinde oluştu. İstanbul’da kırık olmayan hiçbir yer ve deniz içinde de hiçbir yer yok yani. Her yerden kırık geçiyor. Biz jeofizikçilerin bir yere deprem üreten yer dememiz için oranın son 1 milyon yılda yıkıcı bir deprem yapmış olması gerekiyor. Bu depremi ilk defa duyduğumuz zaman bu bir taş ocağı patlaması dahi olabilir’ diye düşündüm. Deprem İstanbul’un içinde büyüklüğü 4’ten daha küçük’ diye düşünmüştüm. Biz buna 4’ten daha küçük olduğu için deprem’ demiyoruz, depremcik’ diyoruz” dedi. Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan “ARKASINDAN BÜYÜK DEPREM GELMEYECEK” Ercan, “İstanbulluların en büyük kaygısı bunun arkasından daha büyük bir deprem gelecek mi’ olacak. Hayır, gelmeyecek, bu oldu, bitti. Bu bir ana kırık üzerinde olmadığı için daha büyük bir deprem beklemiyoruz. Kartal’da ve Ümraniye’de o kadar çok kırık var ki, iki tane Türkiye’nin saygın kuruluşu bir tanesi Kandilli, bir tanesi de AFAD olmak üzere depremin yerini bile tam olarak bildiremediler. Depremin yeri çok büyük değilse, biz bunun hangi kırık olduğunu nereden bilelim? Çünkü ikisi arasındaki kestirimlerde yaklaşık 35 kilometrelik bir ayrılık var. Hangisi doğru? Bu tür yanılgılı konum belirlemeler olur. Ama bildiğimiz tek bir doğru var ki; Anadolu Yakası’nda olmuştur ve karasında olmuştur, denizin içinde de olmamıştır” diye konuştu. “GÜÇLÜ BİR TAŞ OCAĞI PATLAMASI BİLE BU BÜYÜKLÜKTE BİR DEPREMCİK YARATABİLİR” Ahmet Ercan, depremin derinliği konusunda, “Bu deprem o derinlikte olmaz. Genellikle benim beklediğim 3 ile 5 kilometre derinliktedir, sığ bir depremdir, o nedenle geniş bir çerçevede duyulmuştur. Gelip geçmiştir, P ve S dalgaları aynı anda gelmiştir. Güçlü bir taş ocağı patlaması bile bu büyüklükte bir depremcik yaratabilir” diye konuştu. “2007’DEN SONRA YAPILAN YAPILARIN HEPSİ GÜVENLİDİR” Ercan, İstanbul’daki mega yapıların şehrin topografyasına etkisi konusunda ise “Özellikle büyük yapılar için yerden kaldırılan toprağın ağırlığı üstüne binen yapının ağırlığından çok daha fazladır. O nedenle hiçbir çekincesi yok. Kaldı ki biz çok muhteşem bir deprem yönetmeliği çıkardık 2007 yılında. Bu gerçekten dünya çapında en başarılı deprem yönetmeliklerinden bir tanesidir. Hani hep Japonya’ya bir düşkünlüğümüz vardır, biz onlar kadar ve onlardan daha iyi bir deprem yönetmeliği çıkardık. Önemli olan bunu uygulamak. 2007’de sonra yapılan yapıların hepsi denetleniyor, arada kaçak göçek olabilir ama 2007’den sonra yapılan yapıların hepsi güvenlidir” şeklinde konuştu.
hani bir deprem olur ya