Bu da geçer Ya Hu!” diyerek abisini teselli etti. Evine üzgün dönen abi bir zaman sonra tekrar kardeşini görmek için harmanın yapıldığı yere gitti ancak kardeşini göremedi. Oradakilerden, efendisinin ölmeden önce kardeşini azat ettiğini ve tüm mal varlığını ona bıraktığını öğrenince, “şükürler olsun SahneleyenTiyatro: Adana Devlet Tiyatrosu ; Oyun Durumu: Gösterim dışı oyun; İlk Oynama Tarihi: "Bu da Geçer ya Hu" işgal acısı çeken İstanbul'un, her Vay Tiền Trả Góp Theo Tháng Chỉ Cần Cmnd. İçeriğe atla Yazan Uğur SAATÇİ Metin Düzenleme Barış ERDENK Yönetmen Eser AKAL 2 PERDE KOMEDİ SÜRE 120 dk. KONU İşgal yıllarının İstanbul’unda hiç ummadığı bir şekilde işgal orduları kumandanı Amiral Colthart’ın emir subayı olmak zorunda kalan Yüzbaşı Süha… Çıkardıkları mizah dergisinde Amiral’ in kafasını balkabağı olarak çizdikleri için gazeteleri kapatılan Süha’nın kardeşi Kemal ve onun arkadaşı Falih… Süha Milli Mücadele’nin, Kemal ve Falih de gazetelerinin derdindeyken Amiral’in yeğeninin aniden İstanbul’a gelişi… Birbiriyle kesişen planlar ve karışan durumlar… Anadolu savaş acısıyla yanarken, İstanbul’da işgalcilerle mücadele eden bir avuç insan… “Bu da Geçer ya Hu” işgal acısı çeken İstanbul’un, her ne pahasına olursa olsun mücadele eden insanlarını anlatıyor… Savaşın tozu dumanı, işgalin hüznü içinde gülümseten bir kesit sunuyor…. OYUNCULAR Amiral Colthart Eser AKAL Yüzbaşı Süha Arman AKDEMİR Kemal Yusuf KOÇHAN Falih Okan ÖZTÜRK Gülümser Sema YILDIZ Kadriye Gülen YEŞİLÖREN AKAL Brolan Samet BALTA Gazeteci Çocuk Gökçe KOYUNCU İngiliz Subay Nida ERGENÇ Zabit İrem Kaya Gardiyan-Peder Ozan GEBEŞOĞLU Teknik Berkay TONYALI Sahne Amiri Ebru ACAR, Güldem ÇİFTCİ Müzisyenler Klarnet Bayram KARAGÜL Kanun Hamza YARAR Ritim İskender GEZGİNCİ Yazı dolaşımı Genç Yazar Uğur Saatçi Gene Trabzon'da Bu Da Geçer Ya Hu Üstün Akmen Trabzon Devlet Tiyatrosu, 2012-2013 sezonunun ikinci oyunu olarak Uğur Saatçi 1986’nin yazdığı Barış Erdenk 1970’in yönettiği “Bu da Geçer Ya Hu”yu sahneye taşıdı. Gencecik yazar Uğur Saatçi bu kere, “savaşmak istemeyen insanların trajik yazgısı” olarak tanımladığı savaş gerçeğini anlatmayı yeğlemiş, olaylar örgüsünü Osmanlı Devleti ve İtilaf Devletleri arasındaki Mondros Ateşkes Antlaşması ile I. Dünya Savaşı’nın bu ülkeler arasında sona erdiğinin ilan edilmesini izleyen 1918-1923 dönemindeki İstanbul’un işgali yıllarına sirayet ettirmiş. Savaş gerçeğine, kurmaca tekniğiyle değinmiş, değinirken gülümsetmeyi yeğlemiş. Milli mücadeleye “karınca kaderince, yol yapar ince ince” misali kendilerince destek verenlerin öykülerinden bir demet örneklemeyi konu edinmiş. Trabzon Devlet Tiyatrosu, Mitos-Boyut Yayınları’nın 3. Oyun Yazma Yarışması’nda Mitos Boyut Tiyatro Yayınları/2008 başarı ödülü sahibi de olan genç oyun yazarı Uğur Saatçi’nin öykü dilindeki akıcılığı ve yalınlığı keşfetmiş, “İstibdat Kumpanyası” başlıklı oyununu 2009-2010 sezonunda seyircisiyle tanıştırmış bir kurum. “Bu Da Geçer Yahu”sunu da gene genç yönetmen Barış Erdenk 1970 yönetiminde, yazarın ana fikrine sadık kalınarak, ama kimi oyun yazma tekniklerindeki fazlalıklar/eksiklikler çözümlenerek sahnelenmekte. GÖSTERMECİ/EPİK YÖNTEM Barış Erdenk, aynen “İstibdat Kumpanyası”nda olduğunca tiyatronun sahne yapısını, oyunculuğu, rejiyi, kısacası tiyatronun her öğesini kullanarak ve yazarın metninin üstüne dramatik mantığı bulunan kendine özgü bir teknik monte ederek “Bu Da Geçer Yahu”yu da başarıyla sahneye taşımış. Uğur Saatçi’nin benzetmeci/dramatik yöntem ve göstermeci/epik yöntem saptamalarını fevkalade geliştirerek değerlendirmiş. Sonuç olarak ilk tablodan son tabloya seyirciyi avucunun içine alan, enerjik, mükemmel performanslı bir oyun çıkarmış. Aytuğ Dereli ise müzikli bir oyun için hayli işlevsel bir dekor tasarlamış. Nihat Bahar’ın ışık tasarımı “dekorun iyilik perisi” niteliğini almış, sahneye ruh, dekora atmosfer aşılamış. “OH… OH…” Aylin Dinler oyun için şıkır şıkır, rengârenk, göz alıcı kostümler hazırlamış. Dinler, Gazeteci Kız’a hangi amaçla fes giydirmiş, anlayamadım, ama Emin Serdar Kurutçu, müziğin kendi dinamiğini içeren, aktarmak istediklerine bir de söylem katan, kültürel birikimimizin kodlarını kullanıp, zihnimizde var olan motifleri eşeleyen müzikler kurgulamış. Gelgelelim sikstet müzik grubu olamazcasına “forte”. Koreograf Sibel Erdenk de, kompozisyon ve koreografiyi oluşturan faktörleri fevkalade eşelemiş, koreografisini kodlarken, dikkat edilecek içgüdüsel hareketleri çok iyi ifade etmiş. Oyuncuları, bir müzikli oyunun koreografisinin önemine inandırmış. Müziği önemsemiş, ancak yapmak istediğine yardımcı olarak kabullenmiş müziği, öne çıkartmamış. Sözü, hareketler aracılığıyla dile getirmeyi pek güzel başarmış. Ammaaa… “İstanbul işgal altında” diye şarkı çığırılırken gerdan kırıp bel kıvırmaların nedenini anlatamamış ya da benim kafam almamış! Bu bölüm bence olmamış. OYUNCULUKLAR-OYNANIŞ Sıra oynanışa geldiğinde tüm kadronun istekli ve başarılı olduğunu rahatlıkla söylemeli; Serap Kocaboy’un, Mehmet Fukul’un, Gürkan Özcelep’in, Sinem Bilgin’in Nihat Bıyık’ın, Mirkan Kasacı’nın tiyatro sevdalarından kaynaklanan heyecanlarını oturduğum yerden de olsa paylaştığımı sözlerime eklemeliyim. Gazeteci Kız’da Selin Usta, mükemmel ritim duygusunu ortaya koyuyor, Ziya’da Yavuz Topçuoğlu oyuncunun en yoğun anlatım aracının hareket olduğunu biliyor, biliyor bilmesine de, nedense bazı yerlerde ağır kalıyor. Erşan Utku Ölmez, Kemal’de vücut yapısının, canlandırdığı karakterin bir parçası olduğunun ayırtında. Banu Manioğlu sevimli bir “Kadriye” çizmekte, oyuncunun büründüğü karakteri ancak kendi, biricik duygularıyla denetleyebileceğini ya da yaşayabileceğini pek güzel vurguluyor, doğrusu benden de kocaman bir “helal olsun” alıyor. FATİH DOKGÖZ’ÜN FALİH’İ Süha’da Fatih Topçuoğlu, oyuncunun sahne üzerindeki hareketlerini belirleyici temel kuralları bilerek ve bu kuralları doğru biçimde uygulayarak dikkat çekerken; Amiral Colthart’ta Birkan Görgün konuşma ve tepkiyi aynı anda mükemmel dengeliyor, oyunculuğun özellikle komedide ön plana çıkması için, etkileyici olmanın bireysellikle gerçekleşemeyeceğinin somut örneğini veriyor. Perde kapandığındaysa, yaratıcı iradenin arzuları sahne üzerinde nasıl uyandırılır; arzulamak, yaratmak, oynamak neye denir tanık olmak isteyen tiyatroseverlerde Falih karakterine bürünmüş M. Fatih Dokgöz’ü yeniden izlemek isteği doğuyor. Üstün Akmen Evrensel Yazarın Tüm Yazıları Paylaş Yorumlar ADANA Devlet Tiyatrosu ADT, yeni sezonu Uğur Saatçi’nin yazıp Barış Erdenk’in yönettiği ’Bu da geçer ya hu’ adlı oyunla Ömer Sabancı Sahnesi’nde 4 Ekim’de prömiyeri yapılacak ’Bu da geçer ya hu’ oyunuyla ilgili konuşan ADT Müdürü Efe Ünsal, "Oyunumuz işgal acısı çeken İstanbul’un her koşulda mücadele eden insanlarını anlatıyor. Oyunun dekoru Emre Satı, kostümü Funda Karasaç, ışığı Özer Kuşkaya, müziği Emin Serdar Kurutçu ve dansları da Sibel Erdenk’e ait. Oyunda benimle birlikte Doruk Nalbantoğlu, Mazlum Taşkıran, Fırat Demirağ ve Yeliz Tekman gibi isimler rol alıyor" sezon 3’ü yetişkin, 1’i çocuk oyunu olmak üzere toplam 4 yeni oyunla seyirci karşısına çıkacaklarını aktaran ADT Müdürü Efe Ünsal, geçen yıl sahneledikleri ’Muammer Muammer’, ’Küheylan’ ve ’Don Kişot’ oyunlarının da yine tiyatroseverlerle buluşacağını aktardı. Geçen yıl 368 kişilik salonda oyunları yüzde 100 doluluk oranıyla sahnelediklerini aktaran Ünsal, "Ayrıca Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’ni 21 bin 831 seyirci takip etti" diye HAZIRLIĞI SÜRÜYORSabancı Vakfı ile Devlet Tiyatroları işbirliğiyle bu sezon 19’uncusu düzenlenecek ’Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’ ile ilgili hazırlıkların da sürdüğünü aktaran Efe Ünsal, şunları kaydetti"Hem sezon oyunlarımız hem de festival oyunlarına seyircilerimiz büyük ilgi gösteriyor. Bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Yine her sahnelediğimiz oyunu yüzde 100 doluluk oranıyla tamamlayacağımıza inanıyorum. Yeni sezonda seyircilerimizle buluşmayı hasretle bekliyoruz. Merhum işadamı Sakıp Sabancı’nın emaneti olarak gelenekselleşen tiyatro festivalimiz yine 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde tiyatroseverlerle buluşacak. Hazırlıklarımız aralıksız sürüyor. Çok sayıda yerli ve yabancı tiyatro topluluğunu ağırlayacağız. Festival yine tiyatroseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Çok heyecanlıyız." Bu oyuna gittiğimde hiç keyfim yerinde değildi ve beğenmeyeceğimden emindim aslına bakarsanız. Tam bir huysuz olarak oyundan sıkılacağıma şartlandırmıştım kendimi. Ama beni bile canlandırıp keyiflendirdi bu oyun. George lu, Jack li karakter isimlerinden, Amerikan diyaloglarından fena halde bunalan ben Uğur Saatçi nin yazdığı Türk hikayesinden büyük keyif aldım. Hem öyle ismi komedi olsun diye komedi değildi. Trabzon Devlet Tiyatrosu nun sahnelediği oyun Karadenizlilerin espri yeteneklerini de yansıtıyordu doğrusu... Hikayesi ise Osmanlı nın son dönemlerinde geçiyor. İngilizlerin işgal ettiği İstanbul da milli mücadele başlamadan önceki Türklerin durumunu anlatıyor. Ancak bu sefer farklı bir yönden bakılan o dönemi izlerken ilk kez gülümsüyorsunuz. İşgal güçleri bile şaşkınlıkları ve kibirleriyle sempatik ve komik duruyordu. Aslında bir kaç insanın bir yandan işgal kuvvetlerine boyun eğmek zorunda olması bir yandan da kendi safça ve kimi zaman şirin mücadelelerini vermesi anlatıyor. Genel İstanbul un işgali çerçevesi içinde bir kaç kafadarın komik hikayesi diyebilirim... Ne kadar çok komik dedim değil mi? Ama öyleydi... Karakterin hayal gücüyle başlayan sahnelerde dekorların raylar üstünde sürüklenerek perde arkasına geçmesi son derece zekice ve kimi zaman komik durumlar yaratıyordu. Oyunun beğenmediğim tarafları da yok değil. Oyunun müziklerine canlı orkestra eşlik ediyor ve orkestranın sesi çok yüksek olduğu için kesinlikle şarkının sözlerini anlayamıyorsunuz. Bateri sesi resmen kafanızın içinde yankılanıyor sözleri duymak isterken. Bu yüzden şarkı kısımlarında bütün seyircilerin ilgisi dağıldı. Bir de şu "ne zaman sahnede silah görülse patlar" durumu biraz rahatsız edici olabiliyor Sahnede silah görürseniz önceden kulaklarınızı kapatın ki yerinizden zıplamayın derim ben. Ha ama mutlaka gidip keyfini çıkarın oyunun... İyi Seyirler Yusuf BAŞTUĞ/ADANA, DHA - ADANA Devlet Tiyatrosu ADT, yeni sezonu Uğur Saatçi'nin yazıp Barış Erdenk'in yönettiği 'Bu da geçer ya hu' adlı oyunla Ömer Sabancı Sahnesi'nde 4 Ekim'de prömiyeri yapılacak 'Bu da geçer ya hu' oyunuyla ilgili konuşan ADT Müdürü Efe Ünsal, "Oyunumuz işgal acısı çeken İstanbul'un her koşulda mücadele eden insanlarını anlatıyor. Oyunun dekoru Emre Satı, kostümü Funda Karasaç, ışığı Özer Kuşkaya, müziği Emin Serdar Kurutçu ve dansları da Sibel Erdenk'e ait. Oyunda benimle birlikte Doruk Nalbantoğlu, Mazlum Taşkıran, Fırat Demirağ ve Yeliz Tekman gibi isimler rol alıyor" sezon 3'ü yetişkin, 1'i çocuk oyunu olmak üzere toplam 4 yeni oyunla seyirci karşısına çıkacaklarını aktaran ADT Müdürü Efe Ünsal, geçen yıl sahneledikleri 'Muammer Muammer', 'Küheylan' ve 'Don Kişot' oyunlarının da yine tiyatroseverlerle buluşacağını aktardı. Geçen yıl 368 kişilik salonda oyunları yüzde 100 doluluk oranıyla sahnelediklerini aktaran Ünsal, "Ayrıca Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'ni 21 bin 831 seyirci takip etti" diye HAZIRLIĞI SÜRÜYORSabancı Vakfı ile Devlet Tiyatroları işbirliğiyle bu sezon 19'uncusu düzenlenecek 'Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali' ile ilgili hazırlıkların da sürdüğünü aktaran Efe Ünsal, şunları kaydetti"Hem sezon oyunlarımız hem de festival oyunlarına seyircilerimiz büyük ilgi gösteriyor. Bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Yine her sahnelediğimiz oyunu yüzde 100 doluluk oranıyla tamamlayacağımıza inanıyorum. Yeni sezonda seyircilerimizle buluşmayı hasretle bekliyoruz. Merhum işadamı Sakıp Sabancı'nın emaneti olarak gelenekselleşen tiyatro festivalimiz yine 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü'nde tiyatroseverlerle buluşacak. Hazırlıklarımız aralıksız sürüyor. Çok sayıda yerli ve yabancı tiyatro topluluğunu ağırlayacağız. Festival yine tiyatroseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Çok heyecanlıyız."FOTOĞRAFLI

bu da geçer ya hu tiyatro